Menfi Tespit Davası: Arabuluculuk Şartı, Görevli Mahkeme ve Teminat Oranı
Menfi tespit davası, bir kişinin gerçekte borçlu olmadığı hâlde kendisinden bir borç talep edilmesi veya hakkında icra takibi başlatılması karşısında, söz konusu borcun bulunmadığının mahkeme tarafından tespit edilmesini sağlamak amacıyla açılan davadır.
Menfi tespit davasının temel hukuki dayanağı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesidir. Dava, icra takibinden önce açılabileceği gibi icra takibinin başlatılmasından sonra da açılabilir. Ancak davanın ne zaman açıldığı; ihtiyati tedbir, icra takibinin durumu ve borçlunun sahip olduğu hukuki imkânlar bakımından önemli sonuçlar doğurur.
Özellikle 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren yapılan kanuni değişikliklerle birlikte, menfi tespit davalarında dava şartı arabuluculuk konusu da önem kazanmıştır.
Bu nedenle menfi tespit davası açılmadan önce; uyuşmazlığın kaynağı, icra takibinin başlatılıp başlatılmadığı, görevli mahkeme ve tedbir talebinin niteliği birlikte değerlendirilmelidir.
Menfi Tespit Davası Nedir?
Menfi tespit davasında davacı, davalıya karşı belirli bir borcu bulunmadığının tespitini ister.
Örneğin;
Gerçekte hiç yapılmamış bir sözleşmeye dayanılarak borç talep edilmesi,
Ödenmiş bir borcun yeniden talep edilmesi,
Borcun zamanaşımına uğradığının ileri sürülmesi,
İmzanın veya sözleşmenin kendisine ait olmaması,
Borcun başka bir nedenle sona ermiş olması,
Kefalet veya başka bir hukuki ilişki nedeniyle sorumluluğunun bulunmaması
gibi durumlarda menfi tespit davası gündeme gelebilir.
Menfi tespit davasının amacı doğrudan bir para alacağının tahsili değildir. Davanın amacı, davacının belirli bir borç nedeniyle borçlu olmadığının tespit edilmesidir.
Bu yönüyle menfi tespit davası, alacaklının açacağı bir alacak davasından veya icra takibinden farklıdır.
Menfi Tespit Davası Hangi Kanunda Düzenlenmiştir?
Menfi tespit davası, İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinde düzenlenmiştir.
İİK m. 72'ye göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat etmek amacıyla menfi tespit davası açabilir.
Ancak takipten önce ve takipten sonra açılan davaların sonuçları aynı değildir.
Bu ayrım özellikle ihtiyati tedbir ve icra takibinin durdurulması bakımından önem taşır.
Menfi Tespit Davasında Arabuluculuk Zorunlu mudur?
Menfi tespit davalarında arabuluculuk konusunda tek bir cevap vermek mümkün değildir. Çünkü arabuluculuğun dava şartı olup olmadığı, menfi tespit talebinin dayandığı hukuki ilişkinin niteliğine göre belirlenir.
Ticari uyuşmazlıklarda
7445 sayılı Kanun ile Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde önemli bir değişiklik yapılmış ve menfi tespit ve istirdat davaları açıkça dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır.
Bu düzenleme 1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Dolayısıyla uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse ve menfi tespit talebi ticari ilişkiden kaynaklanıyorsa, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir.
Arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden doğrudan dava açılması hâlinde, mahkeme dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verebilir.
İş uyuşmazlıklarında
İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinde de işçi veya işveren alacağı ve tazminat talepleriyle ilgili menfi tespit ve istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında olduğu açıkça düzenlenmiştir.
Bu nedenle iş ilişkisinden kaynaklanan bir borcun bulunmadığının tespiti amacıyla açılacak menfi tespit davasında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir.
Tüketici uyuşmazlıklarında
Uyuşmazlığın tüketici işlemi kapsamında bulunması hâlinde ise 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un dava şartı arabuluculuğa ilişkin hükümlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Burada uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığı ve kanunda öngörülen istisnalardan birinin bulunup bulunmadığı önem taşır.
Diğer menfi tespit davalarında
Menfi tespit davasının dayandığı hukuki ilişki ticari, iş veya tüketici uyuşmazlığı niteliğinde değilse, sırf davanın adının "menfi tespit" olması nedeniyle her durumda dava şartı arabuluculuk bulunduğu söylenemez.
Bu nedenle dava açılmadan önce öncelikle borcun hangi hukuki ilişkiden kaynaklandığının belirlenmesi gerekir.
Arabuluculuk Sürecinde İcra Takibi Başlatılırsa Ne Olur?
7445 sayılı Kanun ile getirilen önemli düzenlemelerden biri de arabuluculuk sürecinde başlatılan icra takibine ilişkindir.
Arabuluculuk bürosuna başvurulduktan sonra başvuran taraf aleyhine uyuşmazlık konusu hakkında icra takibi yapılması durumunda, arabuluculuk sürecinin tamamlanmasından sonra belirli şartlarla menfi tespit davası açılabilmesine ve İİK m. 72/2 kapsamında ihtiyati tedbir talep edilebilmesine ilişkin özel bir düzenleme bulunmaktadır.
Bu nedenle özellikle ticari uyuşmazlıklarda, arabuluculuk başvurusunun yapıldığı tarihin ve icra takibinin hangi tarihte başlatıldığının dikkatle takip edilmesi gerekir.
Menfi Tespit Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?
Menfi tespit davalarında görevli mahkeme, yalnızca davanın "menfi tespit" davası olmasına göre belirlenmez.
Görevli mahkeme, borcun doğumuna neden olan temel hukuki ilişkinin niteliğine göre belirlenir.
Örneğin;
Ticari işletmeyle ilgili ticari bir ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemesi,
İş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkta İş Mahkemesi,
Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemesi,
Kira ilişkisinden kaynaklanan ve sulh hukuk mahkemesinin görev alanında bulunan uyuşmazlıklarda Sulh Hukuk Mahkemesi,
Bunların dışında kalan özel hukuk ilişkilerinde ise kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi
görevli olabilir.
Bu nedenle görev belirlenirken yalnızca icra dosyasının bulunması veya davanın İİK m. 72'ye dayanması yeterli değildir.
Örneğin bir ticari satış sözleşmesinden kaynaklanan borç nedeniyle açılan menfi tespit davası ile bir kira ilişkisinden kaynaklanan menfi tespit davasında görevli mahkeme aynı olmayabilir.
Menfi Tespit Davasında Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme ile yetkili mahkeme birbirinden farklı kavramlardır.
Görev, davaya hangi tür mahkemenin bakacağını; yetki ise davaya hangi yerdeki görevli mahkemenin bakacağını ifade eder.
Menfi tespit davasında yetki bakımından genel yetki kuralları yanında, İİK m. 72'deki özel yetki düzenlemesinin de dikkate alınması gerekir.
İcra takibinden önce açılan menfi tespit davası bakımından yetkili mahkeme ile takipten sonra açılan dava bakımından yetkili mahkemenin belirlenmesinde somut olayın özellikleri önem taşır.
Bu nedenle dava açılmadan önce hem görev hem de yetki yönünden ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.
İcra Takibinden Önce Menfi Tespit Davası Açılabilir mi?
İİK m. 72 uyarınca borçlu, hakkında henüz icra takibi başlatılmadan önce de menfi tespit davası açabilir.
Bu durumda davacı, henüz icra takibi bulunmadığı hâlde kendisinden talep edilen borcun gerçekte mevcut olmadığının tespitini isteyebilir.
Takipten önce dava açılmasının önemli avantajlarından biri, belirli koşullar altında icra takibinin başlamasının veya devamının önlenebilmesidir.
İİK m. 72 uyarınca mahkeme, takipten önce açılan menfi tespit davasında, talep üzerine ve alacağın en az yüzde 15'i oranında teminat gösterilmesi karşılığında icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, %15 oranının davanın kazanılması için ödenmesi gereken bir bedel olmadığıdır.
Bu oran, ihtiyati tedbir talebi bakımından kanunda öngörülen teminat alt sınırıdır.
Mahkeme somut olayın özelliklerine göre daha yüksek bir teminat belirleyebilir.
Menfi Tespit Davasında Teminat Oranı %15 midir?
İİK m. 72 kapsamında özellikle karıştırılan konulardan biri teminat oranıdır.
Takipten önce açılan dava
İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasında, mahkemece ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi isteniyorsa, alacağın en az %15'i oranında teminat gösterilmesi söz konusu olabilir.
Takipten sonra açılan dava
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise durum farklıdır.
İİK m. 72 açıkça, takipten sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasına karar verilemeyeceğini düzenlemektedir.
Ancak borçlu, gecikmeden doğabilecek zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere teminat göstermek suretiyle, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini talep edebilir.
Dolayısıyla %15 teminatın hukuki sonucu, davanın takipten önce veya sonra açılmasına göre farklılaşmaktadır.
Menfi Tespit Davası İcra Takibini Durdurur mu?
Menfi tespit davasının açılması tek başına icra takibini durdurmaz.
İcra takibinin durdurulabilmesi için kanunun öngördüğü koşulların bulunması ve mahkeme tarafından bu yönde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekir.
Özellikle takipten sonra açılan menfi tespit davasında, mahkemenin ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasına karar vermesi mümkün değildir.
Ancak kanunda öngörülen şartların oluşması hâlinde icra dosyasındaki paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir kararı verilebilir.
Bu ayrım uygulamada oldukça önemlidir.
Menfi tespit davası açılması;
"icra dosyası artık işlem görmez"
anlamına gelmez.
Menfi Tespit Davasında Hacizler Kalkar mı?
Menfi tespit davasının açılması veya dava sırasında tedbir kararı verilmesi, mevcut hacizlerin kendiliğinden kaldırılması sonucunu doğurmaz.
Özellikle takipten sonra açılan davalarda icra takibinin devam edebilmesi nedeniyle haciz, satış ve diğer takip işlemleri bakımından somut dosyanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Bu nedenle borçlu olduğunu düşünmeyen kişinin yalnızca menfi tespit davası açmakla yetinmesi yerine, mevcut icra dosyasındaki işlemleri ve süreleri de yakından takip etmesi gerekir.
Menfi Tespit Davasında İspat Yükü Kime Aittir?
Menfi tespit davasında ispat yükünün belirlenmesi, uyuşmazlığın temelini oluşturan hukuki ilişkiye ve tarafların iddia ve savunmalarına göre yapılır.
Genel ispat kuralları çerçevesinde, bir hakkın varlığını ileri süren taraf kural olarak bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Bununla birlikte menfi tespit davalarında özellikle borcun kaynağı, ödeme, ibra, imza, sözleşme ve borcu sona erdiren nedenler bakımından ispat yükünün hangi tarafa ait olduğu somut olay üzerinden belirlenmelidir.
Örneğin borcun ödendiğini ileri süren kişinin ödeme iddiasını uygun delillerle ortaya koyması gerekir.
Bu nedenle menfi tespit davası açılmadan önce sözleşmeler, ödeme belgeleri, banka kayıtları, yazışmalar, faturalar, teslim belgeleri ve icra dosyasındaki belgelerin birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Menfi Tespit Davasında Kötü Niyet Tazminatı
İİK m. 72 uyarınca menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanması ve ihtiyati tedbir nedeniyle alacağın geç alınmasından doğan bir zarar bulunması hâlinde, belirli koşullarda alacaklının zararının teminattan karşılanması gündeme gelebilir.
Bunun yanında menfi tespit davasının borçlu lehine sonuçlanması ve icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması hâlinde, kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi de mümkündür.
Burada yalnızca icra takibinin haksız çıkması yeterli değildir. Kötü niyet bakımından kanunda öngörülen şartların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Menfi Tespit Davası Kazanılırsa Ne Olur?
Menfi tespit davasının kabul edilmesi hâlinde mahkeme, davacının dava konusu borç nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verir.
Davanın icra takibiyle bağlantılı olması hâlinde kararın icra dosyasına etkisi ayrıca değerlendirilir.
Özellikle daha önce haciz uygulanmış, satış yapılmış veya icra dosyasına ödeme yapılmış olması hâlinde, menfi tespit kararının sonuçları bakımından kararın içeriği ve kesinleşme durumu önem kazanır.
Dava sırasında borcun cebri icra tehdidi altında ödenmesi hâlinde ise İİK m. 72'de düzenlenen istirdat hükümleri gündeme gelebilir.
Menfi Tespit Davası İstirdat Davasına Dönüşebilir mi?
Menfi tespit davası devam ederken borcun cebri icra tehdidi altında ödenmesi hâlinde, kanunda öngörülen koşulların gerçekleşmesiyle dava istirdat davası niteliğinde devam edebilir.
İstirdat davasında artık yalnızca borçlu olunmadığının tespiti değil, ödenen paranın geri alınması söz konusu olur.
Bu nedenle icra dosyasına ödeme yapılmış olması, menfi tespit davasının konusunu ve talep sonucunu önemli ölçüde değiştirebilir.
Menfi Tespit Davası Açmadan Önce Nelere Dikkat Edilmelidir?
Menfi tespit davası açılmadan önce özellikle şu hususlar değerlendirilmelidir:
1. Borcun kaynağı belirlenmelidir.
Sözleşme, kredi, kira, iş ilişkisi, ticari satış, tüketici işlemi veya başka bir hukuki ilişki söz konusu olabilir.
2. İcra takibinin bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.
Takipten önce ve sonra açılan davanın sonuçları farklıdır.
3. Arabuluculuğun dava şartı olup olmadığı belirlenmelidir.
Uyuşmazlığın ticari, iş veya tüketici uyuşmazlığı niteliğinde olup olmadığı incelenmelidir.
4. Görevli mahkeme doğru belirlenmelidir.
Davanın İİK m. 72'ye dayanması tek başına Asliye Hukuk Mahkemesini görevli hâle getirmez.
5. Yetkili mahkeme belirlenmelidir.
6. İhtiyati tedbir ihtiyacı değerlendirilmelidir.
Özellikle icra takibinin başlatılması veya icra dosyasındaki paranın alacaklıya ödenmesi ihtimali varsa tedbir talebinin zamanlaması önemlidir.
7. Teminat ihtiyacı hesaplanmalıdır.
İİK m. 72 kapsamında %15 oranı özellikle dikkate alınmalıdır.
8. İspat araçları toplanmalıdır.
Sözleşmeler, ödeme belgeleri, banka kayıtları, yazışmalar, faturalar ve diğer belgeler dava stratejisinin belirlenmesinde önem taşır.
Sonuç
Menfi tespit davası, gerçekte mevcut olmayan bir borç nedeniyle kişinin icra takibi veya ödeme talebiyle karşı karşıya kalması hâlinde başvurabileceği önemli bir hukuki yoldur.
Ancak menfi tespit davasının yalnızca "borçlu değilim" şeklinde bir talep olarak değerlendirilmesi yeterli değildir. Davanın hangi hukuki ilişkiden kaynaklandığı, icra takibinin başlatılıp başlatılmadığı, arabuluculuğun dava şartı olup olmadığı, görevli ve yetkili mahkemenin hangisi olduğu ve ihtiyati tedbir talebinin bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren ticari ve iş uyuşmazlıklarında menfi tespit davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmış olması, dava açılmadan önce usule ilişkin hazırlığın daha da önemli hâle gelmesine neden olmuştur.
Ayrıca İİK m. 72 kapsamında %15 teminat konusu da davanın takipten önce veya sonra açılmasına göre farklı sonuçlar doğurmaktadır. Takipten önce açılan davada belirli koşullarla takibin durdurulması mümkünken, takipten sonra açılan davada ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulması mümkün değildir; esas olarak icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi gündeme gelir.
Bu nedenle menfi tespit davasında, dava açılmadan önce icra dosyasının, temel hukuki ilişkinin ve uygulanacak usul hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi büyük önem taşır.
Buradaki açıklamalar genel nitelikte hukuki bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki görüş veya danışmanlık yerine geçmez. Her hukuki uyuşmazlık ve başvuru kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Mevzuat, yargı kararları ve idari uygulamalar zaman içinde değişebileceğinden, işlem veya başvuru öncesinde güncel düzenlemelerin kontrol edilmesi ve somut durumunuzun bir avukat tarafından değerlendirilmesi önerilir.
Hazırlayan: Av. Büşra Taşkıran
Büşra Taşkıran Hukuk Bürosu
İletişim: 0555 161 22 10